Kasım 30, 2007

konservar 100. ticket

Kategori: Sıradan — celalo @ 00:30

yorgunum, bedenen de yorgunum, zihnen de. altın örümcek için bu kadar motive olabileceğimi hiç tahmin etmezdim.
konservar trac‘ta da 100. ticket‘ımı açma şerefine nail oldum.
bu ettiğim laftan sonra nasıl da kendi kendine ticket açıp kapayan*, kendi kendini poh pohlayan bir portre oluşturduğumu görüyorum ve tasalanıyorum.
mazur görmek lazım bu gibi aşırıkları, bedenen ve zihnen yorgunum dedim ama ruhen bin atlı akınlarda çocuklar gibi şenim.

Kasım 17, 2007

kulaklarınızı dört açın!

Kategori: Haberler, Konservar, Müzik, Ödül, İnceleme — celalo @ 01:40

menfaatiniz için dinleyin, kıymetli mevzularda havadisler vereceğim.

Altın Örümcek
öncelikle, gün saydığım görüldüğü üzere, dayanmakta zorluk çektiğim heyecan, uzun sürelerdir kurduğum altın örümcek web ödüllerinden kendime bir pay düşmesi hayali ile konservar geliştirme sürecime büyük bir sürat verdim. milestonedan milestone’a koşuyorum.

SadeceHosting
Anmam gereken en önemli hadise de hostingi nihayet Türkiye’ye taşımam oldu. Lighting-fast sunucularıyla beni mest eden SadeceHosting, bu işin Türkiye’de adabıyla yapılabileceğine olan inançsızlığımı yıktı, üstüne destek ekibinin mesajlarıma verdikleri tatmin edici cevaplar ve söylediğim gibi(tekrar söylemekte bir sakınca görmüyorum) süper hızlı sayfa açılışı beni memnuniyetin ötesine taşıdılar. Bir hosting sağlayıcısının müşterisine sunduğu 3 temel şey vardır. Birincisi web sitelerinde yazdıkları teknik özelliklerdir, disk alanı, veritabanı sayısı, bant genişliği gibi, hizmeti satın aldıktan sonra kesin olarak elde edeceğiniz özellikler, ki şimdilerde yüksek yüksek rakamlarla sıraladıkları bu özelliklere aldanılmamalı, kullanacağınızdan fazla büyük rakamlı özelliklere kanmamalısınız, ihtiyacınız kadarını karşılayan bir paketi yeterli görmelisiniz çünkü diğer 2 temel şey çok daha önemlidir. İkinci temel şey de zaten sunucularının hızları, internet bağlantı hızları gibi şeylerdir. Benim eski servis sağlayıcım dreamhost gibi sayısız özellik, esneklik, herşeyi mümkün kılan mükemmel bir kontrol paneli gibi nefis şeylere sahip bir şirketin bile ne yazık ki bu konuda büyük eksiklikleri vardı. Aslında sunucunun ABD’de olması ve benim hedef kitlemin Türkiye’de olması sebebiyle arada zaten koca okyanus gibi bir problem vardı. Nihayetinde benim yazdığım her bir satır kod, dünyanın bir ucundan geliyordu. Şimdi nereden peki? Cevap:Gayrettepe! Üçüncü ve son olarak, yine çok önemli bulduğum bir konu da destek takımının ne kadar “destek” verdiğidir. Söylediğim ikinci ve üçüncü maddeler, bir paket satın almadan önce emin olamayacağınız şeylerdir, o yüzden araştırmanızı iyi yapın!

Klasik gitar
Şimdilik gitarımla ilgili pek birşey yazamıyorum çünkü daha pek birşey öğrenemedim :) ama yakın zamanda NHKM‘de aldığım derslerin faydasını görmeyi ve göğsümü gere gere neler becerebildiğimi anlatmak istiyorum. illa da merak eden varsa iki gitarım var!* edit: ilk şarkımı öğrendm çalıyorum, ama adını söylemeye utanıyorum :) biraz daha sabretmek gerek!

NW-S706F
Gitardan bahsettim ama müzikten bahsedemedim haliyle, ama Sony’nin NW-S706F model 4GB’lık mp3 playarı hakkında iki çift laf edebililirim. Eskilerin efsanevi özelliklerinden noise cancelling artık, raflarda daha sık ve daha ucuza görülebilir oldu. Bunun en güzel örneklerinden birisi de Sony’nin entegre noise cancelling özelliği ile piyasaya sürdüğü dünyanın ilk noise cancelling’li mp3 playerı NW-S706F. Bir zamanlar rüyalarımı süsleyen Sennheiser PCX250 veya BOSE QuietComfort gibi $100-$350 fiyat aralığındaki kulaklıklar yerine bir noise cancelling kulaklığın ihtiyacı olan ses işleme ünitesini playerın içinde muhafaza ederek pahalı kulaklıklardaki salak ek üniteler ve hatta kalem pilleri de rafa kaldırmış oluyor. kulak içi kulaklık tasarımıyla da dış ses etkisini en aza indiriyor. Denemesem kendi kulağımla duymasam inanmazdım ama hakikaten beni şaşırtan bir performası var. kulaklıkların bass derinliği ve berraklığı da cabası. Şiddetle tavsiye ediyorum. tam 50 saatlik pil ömründen bahsetmedim bile daha. bir daha bana sakın iPod demeyin! karşılaştırmaya lüzum bile görmüyorum.

Metro Turizm
Yazımın sonuna gelirken gücüm azalıyor, önemli bir konuda özet bilgilerle bağlayacağım (ben bile yorulduysam, okuyan ne yapsın) Metro Turizim diyorum ama Ulusoy, Varan ve Nilüfer dışındaki bütün otobüs şirketlerinin yaptığı bir ahlaksızlığa dikkat çekmek istiyorum. Bazı doğmalar vardır: bayram biletleri hemen biter 1 ay önceden alınmalı vs. Buna inanmak istemiyordum nitekim haklıymışım. Fark ettim ki Metro Turizimin biletleri satışa çıktıktan hemen sonra bitiyor, nasıl mı? Bayrampaşa otogar’dan otobüslerin yarısı yada fazlası rezervasyon yapılıyor ve sonra artık o kadar rezervasyonu ne yapıyorlarsa, pahalıya mı satıyorlar kendilerine kazanç mı sağlıyorlar bilmiyorum ama ama benim aktardığım bu bilgi parçası bile rant için milletin ne hallere düştüğünü bir kez daha ortaya koyuyor. Ha bu arada Varan, Ulusoy da böyle yapmıyorlar ama onlar da bilet fiyatlarını arttırıyorlar. Olsun ona razıyım, baştan belli, ne de olsa arz-talep meselesi. En azından kimse kimseyi kandırmıyor.

Kasım 1, 2007

Konserler, Kılıçkayalar, Askerler ve İstanbullular

Kategori: Etkinlik, Gezi, Haberler, Konservar, Müzik, Projeler, Sıradan — celalo @ 07:24

Konserler
Geçen haftasonu güzel geçti benim için. 2 gün içinde 3 grup dinleme şansım oldu ve hepsi de birbirinden güzeldi. Cuma günü Anathema ile başlayan konser maratonum, Cumartesi günü Joker Live’da HİS* ve Dengesiz Herifler performansıyla devam etti. Anathema çok daha popüler bir grup anlatmama gerek yok zaten ama (isimleri garip gelmesin, gayet normal Punk grubu isimleri) Dengesiz Herifler ve HİS müzikaliteleri ile gönlümde taht kurdular. Anathema konserine ev sahipliği yapan Yeni Melek’in alt katı tahmin ettiğim üzere yine kaos içindeydi, neyseki ben balkon bileti almıştım ve konserin keyfini çıkartabildim. Gerçi, biraz geç kaldığım için 1. balkonda yer bulamadım, 2. balkona oturmak zorunda kaldım ama alt katta beni bekleyen muhtemel işkence göz önünde bulundurulduğunda hiç de şikayetçi değilim. 2. balkonda biraz ses problemi vardı. Ses sanki… 2. balkona geliyor gibiydi. Oysa ben daha iyi bir ses düzeni beklerdim. Zaten İstanbul gibi çirkin yaşamaya mahkum olduğunuz bir şehirde iyi bir konser atmosferi tatmak hiç kolay değil. En azından burdan çıkaracağınız sonuç, Yeni Melek’e giderseniz, balkon bileti alın ve geç kalmayıp, 1.balkonda ön taraflarda yerinizi kapın. Dengesiz herifler ve HİS’i de şahsen yakından takip edeceğimi tahahüt eder, meraklılara şiddetle tavisye ederim.

Kılıçkayalar
Cuma-Cumartesi konserlerle geçtikten sonra sıra bir başka ilgi alanıma geldi: Yürümek, ilk defa gördüğüm bir yerde, köylere şehirlerden daha yakın bir yerlerde, hava bozuksa ve yollar biraz çamurluysa, eğlenceli insanlarla, uzun süre, bol fotoğraf çekerek. Yada işte trekking de diyebiliriz :P Kılıçkayalar, Sakarya’da Doğancılar köyünde bir parkurmuş, tecrübe ettik Sezinle. Daha önce daha güzel yerleri de gördüm, ama Kılıçkayalar’a da görmeye değer. Merak edenler için burda fotoğraflar ve organizasyonu düzenleyen trekist’in web sitesi. Trekist doğa aktivitleri grubunu da bizi ağırladıkları bu gezide bundan sonra aktivitelerini takip edeceğimiz bir etkinlik grubu olarak ajandamıza kaydettik. Okul gezilerinde olduğu gibi çok genç bir gezi grubu değildik ama herkes 18′lik delikanlı gibiydi :) yürüyüş performanslarıyla gençlerden geri kalmadıkları gibi eğlence performanslarıyla gençlere fark attılar.

Askerler,
Lütfen asklerlik işlemleriyle uğraşmak zorunda kalanlara acıyın ve gereksiz kağıt işlemlerini artık bir rafa kaldırın. TSK modernizasyonu, sadece modern silahlarla olmaz. Zaman, para, iş gücü ve hevesimizi ordan oraya koşuşturuken yitirmeyelim.

İstanbullular!
Kurtulacaksınız yakında benden ve şikayetlerimden 1-2 sene içinde başka bir şehre göçüp gidicem. Şimdilik sadece bir turistim. Artık beni uzun kuyurklarınızda esir edemeyeceksiniz, trafiğinizde boğulmayacak, şehir eşkiyalarına paramı kaptırmayacağım, olmadık bir sebepten hayatımı kaybetme riskimden de kurtulacağım, İstanbullular! kurutulcam sizden.

Ağustos 25, 2007

Birkaç birşey.

Kategori: Ailem, Haberler — celalo @ 00:36

Uzun zamandan sonra ilk defa yazmak biraz güç oluyor. Çünkü unutluyor, hem yazmak, hem de yazılacaklar. İnsan nasıl başlayacağını unutuyor, geçen o kadar zamanda yazılmaya değer, hatta yazsam dediği onca şeyi de unutuyor. Bunu bloga yazmak yada yazmamak olarak düşünelim diye söylemiyorum. Anlamak lazım, kavramak lazım; hayatımıza neden istediğimiz gibi yön veremiyoruz? O kadar anlamısız ki, yapmak istediğim şeyleri yapmıyorum(!) Örnek vererek, basitleştirmek istemiyorum konuyu ama mesela ben yamaç paraşütü yapmayı çok isterdim, ama bir kez teşebbüs etmedim bile. Ya hata eminim gitsem, zevkten dört köşe olurdum, ama yapmıyorum ve bilmiyorum neden. Oturduğum yerden fikir de yürütmek istemiyorum, derinlemesine incelemek lazım konuyu :) ama ya tembellikten, ki bu tembelliğin insanoğlunun genlerinde olduğu bir gerçek :) yada psikolojik bir rahatsızlık. Ne farkeder? Yine de güçlü olmalı, ve bu problemimin, yani istediğim şeyleri yapmam problemimin üstünden gelmeliyim.

Annemler İstanbul’a bugün geldiler. Zeynep’i İrlanda’ya yolcu etmek için geldiler denebilir ama annem, Zeynep gittikten sonra 1 hafta kadar daha kalacak, çok iyi oldu, okul bittikten sonra görüşememiştik doğru dürüst. Annemle gezeceğimiz yerleri de bilahare burdan aktaracağım.

Gelelim bu haftaki oyunumuza: ( sanki her hafta oyun varmış gibi :D )
Sabancı zamanlarında oldukça fazla oynadığımız bir küçük flash oyunu vardı. O basitlikte o kadar güzel bir oyun düya üzerinde azdır. Bahsettiğim oyunun neredeyse aynısı, şirketten bize verdikleri telefonda da varmış. Çok sevindim :) sevinmekle kalmayıp, orjinalini de buldum internetten ve de ahanda aşağıya koydum. Girip girip oynayın, puanınızı söyleyin. Ben de kendi puanımı buraya yazıyorum, geliştirdikçe güncelleyeceğim:
Şimdilik en yüksek puanım: 2033



Sonlara yaklaşırken etkinlikleri dikkatimi çeken Nazım Hikmet Kültür Merkezi için hazırladığım google takvimini‘ı isterseniz siz de takvimize ekleyebilirsiniz.

Dip not: internette rastgeldim :) kendi ilkokulumun web sitesini buldum, çok garip hissettim, şaşırdım, vay anasını dedim. Kantinde simit sattığımız yılları hatırladım, Gaz yağıyla çalışsan sobamızı, yazın çat kapı, hortumla sınıfı sulamalarını hatırladım. Belki bu konuyla ilgili bir yazı yazabilirim, hoş olur.

Henüz daha kendileri hakkında bilgi vermemiş olsam da kaplumağamın az önce akvaryuma düşen canlı böceği parçalamak suretiyle yediğini kayıtlara geçmesini isterim. Büyüdükleri zaman ne yazpıcam bilemiyorum. İşleri güçleri yemek.

Sonraki Sayfa »